Altın Koridor: Şampiyonlar, sahadaki saygıdeğer kişiler tarafından karşılandı.
Finalin düdüğü henüz çalınmamışken, kupalar artık kulüp müzesinde sergileniyordu. Rakip takımlar iki sıra halinde dizilmişti. Saygıdeğer kişilerin tezahüratı sadece eski bir gelenek değil; aynı zamanda sporun bir tanımasıdır. Şampiyonların oyuncuları, alkışlar, tezahüratlar ve samimi sarılmalar arasında geçti. Her adım, yorucu bir maratonun bir parçasıydı. Taktikler, karakter ve şans, zaferin bir formülü haline geldi.
Yoğun takvimler ve medya gürültüsü döneminde bile, bu an futbolun en saf anlarından biridir. Puan için yapılan mücadeleler yok, taktiksel hileler de yok… Sadece, mesafede üstünlüğünü kanıtlayanlara saygı duyuluyor. Şampiyonların kaptanı, karşılık olarak elini kaldırarak, en önemli şeyi belirtiyor: Şampiyonluk, tek bir kişi tarafından kazanılmaz; her bir oyuncunun, her bir hamlenin önemli olduğu bir ekip çalışması sonucunda kazanılır.
Kupalar zamanla solacak, ancak tarih bu koridoru unutmayacak. Saygıdeğer kişilerin tezahüratı, sezonun son noktası değil; aksine, kulübün tarihinde ilk ve en önemli sayfa. Ve ta ki stadyum hala gürültüyle dolup taşsa ve kameralar hala yaşlı oyuncuların gözyaşlarını kaydederse, şampiyonların adlarını sonsuza dek yazdığı anlaşılır.